top of page

AYRILIKTA SEVDAYA DAHİLMİŞ

  • 18 Ara 2024
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 25 Ara 2024

KEREM: Ben yine mi geç kaldım?

MERYEM: Hayır, ben yine erken geldim…

Bu diyalog aralarındaki her şeyin özetiydi belki de. Takvim uymazlığına mı takılmıştı ilişkileri? Ya da ilişkileri rayında gitmediği için takvim mi rayından çıkmıştı, bu net değildi. Sonuç olarak bir şekilde işler yolunda gitmemişti ve alışılageldik şeklide ‘’arkadaş kalalım’’ klişesiyle de sona ermişti. 

‘’Arkadaş kalalım’’ ne demekse, bunu hiç denememişlerdi bile. Peki yaklaşık yedi yıl sonra bu ikiliyi bir araya getiren neydi? Hem de tam da bu noktada… Derler ya her katil suç mahalline mutlaka uğrarmış. Bunun gibiydi belki de. Tanıştıkları yerde el ele tutuşan bu ikili, aynı yerde birbirlerinin üzerinden ellerini çekmişlerdi. O günün son olması gerekirken, bu buluşma bu sıfatı elinden almıştı. O zaman o ayrılık da bir gelişme miydi? Asıl sonsa, yıllar sonra gelen  bu görüşmeydi o zaman. Ama bunu nasıl anlayabilir, nasıl emin olabilirlerdi ki. Hem her hikaye de kronolojik ilerlemiyordu ya. ‘’Standartlara göre’’ zaten uygunsuz bir sıfattı. Tamam bir ilişki de yer yer bir canlı gibiydi. Doğuyor, büyüyor ve ölüyordu. Lakin ilişkiyi ilişki kılan iki kişinin beraberliğinden ortaya çıkmasıydı. Uygun partnerlerin bileşimi gerçekleşmezse, dans hiçbir zaman keyifli olmaz, olamazdı. Bunu ister müzik ister her ne ile renklendirmeye çabalarsanız çabalayın, önce iskeleti kurmamızın gerektiğini hepimiz bilirdik aslında.

KEREM: Hiç değişmemişsin, gözlerin aynı.

MERYEM: İnsanın gözü her zaman aynıdır Kerem. 

KEREM: O zaman seninki herkesten daha aynı. 

MERYEM: O da nasıl oluyorsa…

KEREM: Hayır şunu söylemek istedim, halen aynı bakıyor, manasında yani…

MERYEM: Emin misin?

Bu kadar zor bir soruyla karşı karşıya gelmek istemezdi. Tabi ki emin değildi. Bunca zaman sonra, onca yaşanmışlık ve daha da kötüsü yaşanmamışlıktan sonra nasıl olurda o gözler aynı bakabilirdi ki. 

Asırlar geçmişçesine bir sessizlik oldu aralarında. Bıçak gibi bir suskunluk. Belki söylense yara yapacak ya da kapanmış yarayı kanatacak derinlikte bir sakinlik. Bunca zaman sonra bir araya geldiklerine göre iyileşmek için iyileştiremese bile merhem olabilecek kadar sıcak bir alış veriş olması gerekmez miydi? İkisi de bu buluşmaya gelirken sonunu hesap etmemişti. Eğer çetele tutulacak olsa kuvvetle muhtemel bu görüşmede gerçekleşmezdi. Lakin birbirini aşkla tutkuyla sevmiş, yılları paylaşmış, kendilerine has bir dünya kurmuş iki kişinin yıllar sonra bir araya gelmesi çok da cesur bir hareketti en nihayetinde. Ve bundan sebep ne konuşup nasıl davranacaklarını kestiremiyorlardı. 

MERYEM: Nasıl gidiyor, iyi misin?

KEREM: İyidir, öyle aynı, devam. Sen?

MERYEM: Bende aynı… Aynı da denmez de.

KEREM: Başın sağ olsun, senin için ne kadar zor olduğunu anlayabiliyorum.

MERYEM: Kerem, benim için ne kadar zor olduğunu bildiğini biliyorum. Bu sebepten burada değil miyiz zaten?

KEREM: Benim için seninle bir araya gelmek için herhangi bir sebep gerekmez. Gel dediğinde sorgulamadan geldim, gelirim de biliyorsun.

MERYEM: Evet biliyorum. Bunun rahatlığıyla görüşmek istedim seninle. Tanıdık bir el, daha doğrusu beni çok iyi bilen bir el elimi tutsun istedim. İçim sızlıyor Kerem. Sanki biri ruhuma bıçaklar saplıyor ve ben öylece bakıyorum. Kendimi insanların karşısında çırıl çıplak hissediyorum. Kimse bana dokunmasın, yaralarımı anlamasın diye en yakınımdakilerden bileuzaklaşmak istiyorum. 

KEREM: Sen çok güçlü bir kadınsın ve bu hep de öyleydi. Ani bir kayıp herkes için çok acıdır. Ama acı acıttığı kadar acıtır. Kendini saklama Meryem, yasını şimdi tutmazsan ne zaman tutacaksın ki…

MERYEM: Seni hayatımda sen yapan bugün buraya çağırmamı sağlayan bu biliyor musun?Sen bir şekilde beni okuyorsun ve bunun için de öyle bir şifreye falan ihtiyacın yok. Görüyorsun beni, çünkü bir kere gördün sen… Ayrıca geldiğin için de çok teşekkür ederim.

KEREM: Buna ihtiyaç olmadığını da biliyorsun. Meryem ayağa zaten kalkacaksın, hayat bu her şey bizim için. Ama şimdi bırak yanıyorsa yansın için. Sana iyi gelmeyen her şeyi herkesi silkelemenin tam zamanı aslında. Sen daha iyi bilirsin böyle şeyleri, derler ya bahar temizliği, onun gibi düşün. Böyle bir dönemde sana daha kötü hissettiriyorsa, hepsinden kurtul gitsin.

MERYEM: Sen zaten hep analitik yaklaşmışsındır. Biliyorum Kerem ama bunu yapacak kadar güçlü hissetmiyorum kendimi. Biraz toparlanmam lazım. Büyük adımlar atacak kadar sağlıklı hissetmiyorum. Ama bildiğim tek şey varsa, artık özgür olmak istediğimdir. Üstümdeki o kadar ağır bir yük ki kanatlarımı kullanamıyorum. Uçmayı geçtim, kalkıp emekliyemiyorum bile. 

Bu hoş beş ikisine de iyi gelmişti. İnsanın tam olarak ruhunun derinliklerine yerleştirdiği biriyle koşullar, vakit, ortam ne olursa olsun bir araya gelmesi çok güzel bir duyguydu. Bunu yakalamak ise bazen bir iki kez, bazense hiç gerçekleşemiyordu hayatın içinde. 

Bir süre eski anılardan konuştular. Beraber bir maziye ait olmak bunu gerektiriyordu belki de. Ama şu bir gerçekti ki insan keşke demeden geçemiyordu. Bu kadar içine işlemiş bir insanı kaybetmiş olmak, insanı eksiltiyordu aslında. Bir boşluk oluyordu ve bunu başka biriyle doldurmak imkansızdı. Bu noktadaysa alışmaya çalışmaktan başka yapacak bir şey kalmıyordu geriye. 

KEREM: Senden sonra hayatım hareketlendi. Bir süre seni unutmaya dair girişimlerim oldu. Olmadı… Sonra bu fikirden vazgeçip, başka başka suretlerde seni aradım Meryem. Beraber olduğum insanlara ne büyük haksızlık değil mi? Zaten bunun da işe yaramadığını bilirsin. Sonra yani sonra derken bir iki senedir diyelim senin yerine kimseyi koymaya çalışmamaya başladım. Hayatıma giren biri olursa kabul ediyorum ve onu uygun bir yere alıyorum. Evet senin tahtın hep boş, belki de hep öyle kalacak ama bunu kabullendim. Daha makul yaşıyorum. Anlatabildiğimi umuyorum.

MERYEM: Anlatabildin Kerem. Hem de pek güzel anlattın.

MERYEM: Kırmayıp geldiğin için çok ama çok teşekkür ederim. Seninle olmak hep iyi gelmiştir bana. Bak iyi ki diyorum, iyi ki aradım seni.

KEREM: Her şey daha güzel olacak sen kendin olmaya, kendin kalmaya devam et yeter.

Bu görüşmenin sonu nereye varacaktı ya da bir yere varacak mıydı belli değildi. Fakat,aslolan varış noktası değil geçtiğimiz yolları, durakları arşınlamaktı. Bakalım hayat neler getirecekti, kim bilebilirdi ki…

 
 
 

Yorumlar


bottom of page