top of page

HEM YARA BANDIM HEM YARAM

  • 7 Haz
  • 1 dakikada okunur

   Yola çıkarken yanıma aldığım en sadık şey sırt çantam değildi. Bir yara bandıydı. Daha doğrusu, yıllardır içimde taşıdığım görünmez yaranın üzerine yapıştırdığım küçük bir teselli parçası… 

   Tren penceresinden akan manzaraları izlerken fark ettim; bazı yolculuklar bir şehirden diğerine değil, insanın kendinden kendine yaptığı uzun geçitlerdi. Benimki de öyleydi. Her durakta biraz sustum, her istasyonda biraz eksildim. Ama yara bandım hala yerindeydi. Dağılmamak için gösterdiğim bütün çabanın sembolü gibi…

   Yarama ilk kez dikkatle baktım. Onu yıllardır saklıyor, üzerini örtüyor, yokmuş gibi davranıyordum. Oysa yara, görülmek istiyordu. Belki iyileşmek için önce kabul etmek gerekiyordu.

   Akşamüstü güneşin ışıkları sokaklara vururken yara bandını çıkardım. Altındaki iz hala oradaydı. Fakat canımı eskisi kadar yakmıyordu. Yol boyunca gördüğüm dağlar, limanlar, yabancı yüzler ve uzun sessizlikler onu biraz daha yumuşatmıştı.

   Dönüş yolunda anladım ki bazı seyahatler yaraları kapatmak için değil, onlarla yaşamayı öğrenmek içindir. Eve hem yara bandımla hem yaramla döndüm. Ama bu kez ikisi de yük değildi. Biri geçmişimin izi, diğeri ise iyileşmeye devam ettiğimin kanıtıydı…

 
 
 

Yorumlar


bottom of page