KONUŞTUĞUN VAR MI?
Bizim zamanımızda kızın ‘’konuştuğu’’, oğlanın ‘’sevdiği’’ olurdu. Şimdi hatırlayınca tatlı bir gülümseme alıyor yüzümü. Komşu teyzeler sorunun muhatabı bir hanımsa ‘’konuştuğun var mı’’ kalıbını kullanırken; suali erkek evladına yönlendirirken ‘’sevdiğin var mı’’ cümlesini tercih ederlerdi.
Yaşanmışlıkların ehemmiyetinin olduğu zamanlardı o zamanlar... Paylaşımların ve emeğin kendine özgü derin bir anlamı, bir içeriği vardı. Belki de her şey tek tip olmadığından, çabuk erişilemediğinden kıymeti bilinir ve bir anda tüketilmezdi. İnsanlar hareketlerini düşünüp tartar, birbirinin üstüne rahatlıkla basıp geçmezdi. Aileler çocuklarını ‘’önce sen’’ düsturuyla yetiştirmezdi. Yerine göre mahallenin önde gelen teyze, amcaları dahi sokaktaki çocuğun terbiyesinden sorumluydu ve bunun için gereken hakkı da evlatların ailelerinden alırdı. Böylelikle kolay kolay kimse, kendini dünyanın merkezine konumlandırmaz, bu sebeple de her şeyi kendiyle ilişkilendirip, üstüne alınmazdı.
Velhasıl kelam, bireyin kelimenin tam da kendi manasıyla birey olduğu dönemlerdi aslında. Değer yargılarının henüz yitirilmediği, birlik beraberliğin hüküm sürdüğü ve bu süreci kaçırmayanların çok da şanslı olduğunu düşündüğüm mavili yeşilli zamanlardı işte…

.png)
Yorumlar