top of page

KULAKLIK TAKARAK YÜRÜMEK

  • 3 gün önce
  • 1 dakikada okunur

   Şehrin kalabalığı bazen insanın üzerine çöken görünmez bir ağırlığa dönüşür. Korna sesleri, insanların telaşlı konuşmaları, bitmek bilmeyen trafik ve birbirine karışan yüzler…Böyle zamanlarda kulaklık takıp yürümek, yalnızca müzik dinlemekten çok daha fazlasıdır. Bu, kişinin kendi dünyasına açtığı küçük bir kapıdır.

   Kulaklıklar kulağa yerleştiği anda dış dünyanın gürültüsü bir perde arkasına çekilir. Aynı sokaklar, aynı kaldırımlar ve aynı insanlar artık farklı görünmeye başlar. Bir şarkının ritmiyle adımlar hızlanır, bir piyano melodisiyle şehir daha sakin ve daha yumuşak bir hal alır. Sanki insan kendi filminin başrolüne dönüşür; yürüdüğü yol bir sahneye, dinlediği müzik ise o sahnenin fonuna dönüşür.

   Yine de bu kulaklığın yarattığı bu özel dünyanın bir sınırı vardır. Dış dünyadan tamamen kopmamak gerekir. Çünkü hayat yalnızca dinlediğimiz şarkılardan değil, etrafımızda olup bitenlerden de oluşur. Bu yüzden kulaklıkla yürümek, kaçmak ile fark etmek arasında kurulan ince bir dengedir. Belki de en güzel yanı da budur: İnsan hem kalabalığın içinde olur hem de iç dünyasını duyabilir…

 
 
 

Yorumlar


bottom of page